Ülke olarak

Ülke olarak çok iyi bir durumda değiliz. Sadece ekonomik olarak değil, her anlamda kötü durumdayız. Neresinden tutarsak elimizde kaldığı bir ülke olduğumuz bir gerçektir. Sadece güzel sözlerle ilerlemeye çalışan, belki de ilerlemek değil de rahat bir hayat yaşamakla yetinen bir milletiz. Genel olarak sorumluluk almak istemeyen, kendisinden sonra gelene “işimi elimden alır” korkusuyla yardım etmeyen, bilmeyen ve bilmediğini farketmeyen, merak duygusunu sadece başka insanların özel hayatını öğrenmeye harcayan, eleştiren ama soruna bir çözüm üretmeyen ve üretmek dahi istemeyen bir milletiz. Evet ne yazık ki böyleyiz. Sürekli tarihimizle, dindar, misafir perver ve savaşçı, asla pes etmemekle övünürüz ama içeride biri birimizin kuyusunu kazmaktan öteye gidemiyoruz. Aslına bakılırsa misafir perverliğimiz de kalmadı, fakir ülkelerden gelenleri istemediğimiz gibi zengin ülkelerden gelenleri de yolunacak bir tavuk gibi görüyoruz. Dindar değiliz, çünkü dinimizi bilmiyoruz ve ibadetimiz haftadan haftaya, hatta yılda sadece iki bayram namazına kadar düşmüş durumda. İnsanlar camilerde saf tutmayı bilmiyor, çocukları kovuyor, bir birlerinin dedikodularını yapıyor. Tarihi ise sadece bir birimizi yargılamak ve ezmek için kullanıyoruz. Bunu en çok yapanlar yine insanlara iyi örnek olması gereken yöneticiler yapıyor. Eğitim durumumuzdan zaten bahsetmiyorum. Zaten eğitimden anladığımız şey sadece dört duvar arasında verilen teorik bilgi yüklemesinden başka bir şey değil. Ekonomi ise önümüzdeki iki sene içerisinde yaşanması beklenen ki şimdi den kendini göstermeye başladı, krizle nasıl olduğu anlaşılacaktır. Bu konulara çok da derin girmek istemiyorum çünkü hepsi ayrı ayrı incelenip üzerinde konuşulmasını gerektiriyor.
Lisede milli güvenlik dersine gelen bir, yanlış hatırlamıyorsam albay bize “Biz hiç bir şey yapmıyoruz, tek yaptığımız yapıyormuş gibi yapmak.” demişti. Bu bizim için o zamanlar sınav derdinden kurtulmak anlamına gelse de aslında ülkenin bir özeti halindeydi. Genel olarak bilinç, yapısal sorunlarımız var ve gerçekten yapılan işten ziyade gösterişi, göz boyamayı, hava atmayı, övünmeyi, pohpohlanmayı seviyoruz. Tamam karanlık çöktüğünde her şeyimizle savaşıyoruz ama güneş doğduğunda yeniden her şeyi salıp düşüşe geçiyoruz. Tüm sorunları yok sayıyoruz. Sırf bu yüzden tarihte en çok devlet kuran bir millet olmamıza rağmen kurduğumuz devletleri bir süre sonra yine kendi yaptığımız yanlışlarla yıkıyoruz. Tek derdimiz rahatımız ve bazen öyle zamanlar geliyor ki rahatımızın bozulmaması için dünyanın yok olmasına dahi ses çıkarmayacak hale geliyoruz. Halbuki dünyanın yok olması bizim de yok olacağımız anlamına geliyor.
Tarihe dönüp baktığımızda özellikle de hakkında en çok bilgi sahibi olduğumuz ki yinede bir birimizle tartışmaktan vazgeçmiyoruz. Osmanlı imparatorluğunun çökmesi de bir süre sonra insanların kendi şahsi çıkarları, rahatları için yaşamalarından kaynaklanıyor. Aslında Osmanlı’yı yıkan dış mihrak denilenlerin yaptıkları değil. Zaten biri sana bir zararda buluna biliyorsa bu senin o zarara izin verdiğin anlamına geliyor. Yani bir anlamda gardını düşürmendir.
Osmanlı’ya dönüp bakıldığında gerçekten de ortaya çıkan bir çok problemin artık şahsi çıkarlar peşinde koşulmasından kaynaklandığını görebiliriz. Sadece Osmanlı değil. Türkiye cumhuriyetinin ilk yıllarındaki çalışma, azim, çaba sonucu yapılanlarla bu gün meydana gelenleri de karşılaştırabiliriz. Tamam tarih kendi zamanı içerisinde değerlendirilmelidir ancak bizim vurgulamaya çalıştığımız çaba ve gayrettir ki o zaman da yokluk içinde çabalayan neslin yerine bu zamanda çok daha fazla imkana sahip olmasına rağmen yan gelip yatan nesil geldi.
Toplum olarak temelden bir değişikliğe, reforma ihtiyacımız var. Bunlar çok zor şeyler ve kesinlikle zaman alacaktır ama yapılmadığı zaman millet olarak kurduğumuz her devleti yine kendi ellerimize yıkacağız. Bu reformlar da ancak eğitim alanında gerçekten, sadece dört duvar arasında yapılan bilgi yüklemesi değil. Her alanda her anlamda verilmesi gereken eğitimle başarabiliriz. Aksi taktirde yapılan hiç bir şeyin bir önemi yok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir