Spekülasyon

Spekülasyon, spekülatör isimlerini ilk defa iktisat derslerinde para politikası ile ilgili konularda gördüm. Spekülasyon konusu neredeyse bir asırdır ekonomide kabul edilirken ülke halkı olarak bir kaç sene önce patates, soğan, et gibi gıda ürünlerinde meydana gelen olağan dışı kıtlık ve yüksek fiyat artışlarıyla öğrendik.
Spekülasyon yada spekülatör sadece ekonomiyle alakalı bir konu değil. Aslında en çok para piyasalarında para satın alıp veya satarak fiyatlarda dalgalanma sağlayarak kazanç elde etmek anlamında kullanılıyor ama spekülasyon genel olarak bir şeyi veya bir insanı kendi şahsi çıkarına göre yönlendirmektir. Yani bir insanı veya herhangi bir şeyin şahsi çıkarına hizmet etmesi için dışarıdan müdahale ediyorsun ve olağan dışı bir şekilde davranmasını sağlıyorsun. Eğer bir insanı veya herhangi bir şeyi de şahsi çıkarına göre hareket etmesini sağlıyorsan spekülatörsün.
Tabi “bu normal ve çok iyi bir şey ama ülkemizin insanları bunu da kötüye kullanmaya başladı” diyemeyiz. Çünkü spekülasyon temelde kötü bir şeydir ve şahsi çıkarlar için kullanılıyor. Ülke olarak başka ülkelere bile yapsanız. Ekonomide piyasaları sizin dışınızda herkes için olumsuz hale gelmesine neden olur.
Peki bu nasıl olur ve ülkemizi nasıl etkiliyor?
Hepimiz az çok biliyoruz ki ülke olarak dış sermayeye muhtacız. Yani dışarıdan gelen yatırım ve paraya ihtiyacız. Dışarıdan gelen yatırımlar ise gerek düşük maliyetle üretim yapmak veya para piyasalarında ülke olarak sağladığımız faiz yoluyla gelir elde etmek için yapılıyor. Ancak bazen yatırımcılar için iyi olan durum ülke için iyi olmaya biliyor. Özellikle sermaye, para piyasalarında yatırım yapan yatırımcılar yüksek faiz isterken ülkenin üretim yapması için düşük faize ihtiyacı var. Tabi bu bir süre çekişme, ülke bankasının müdahalesi ile belli bir dengeye gelir. Genelde ülke dış ticaret hacmi bunu belirlerken Japonya, Çin, Amerika gibi ülkeler kendileri belirler. Örneğin Japonya’da faizlerin düşük olması, Amerika’da düşük faiz politikası, Çin’de para değerini bilerek düşürme (devülasyon) yoluyla ülke dış ticaret hacmini yüksek tutmaya çalışan ülkeler vardır. Şunu da belirtmek isterim ki faizlerin yükselmesi para değerini arttır veya para değerinin artması faizi artırır. Faiz artarsa yatırımlar düşer, yatırımlar düşerse istihdam azalır ve işsizlik artar. Yani ekonomide her şey bir birine bağlıdır.
Spekülasyonun basit ama çok önemli tek bir kural yada gereksinimi vardır. KITLIK! Yani bir ürün üzerinde istediğiniz gibi oynamak, istediğiniz gibi yönlendirmek veya değerini istediğiniz gibi yükseltmek istiyorsanız; ürün, hizmet yada paranın piyasada az ve aranan olması gerekiyor. Aksi halde spekülasyon yapamazsınız.
Mesela patates üzerindeki spekülasyon yapabilmeniz için piyasada az halkında o patatesi talep ediyor olması lazım.
Şartlar kendi doğal seyrinde oluşmaz ise suni olarak sizin oluşturmanız gerekebilir. Bazen tüm şartlar için sizin müdahale etmeniz gerekebilir, bazen bazı şartlar oluşur kıtlığın meydana gelmesi için ufak dokunuşlar yeterlidir.
Para piyasasın da spekülasyon için ülkemizde olduğu gibi dolar kullanıldığında yapılması gereken ya Türk lirasını piyasaya çok fazla sürüp değerini düşürmek veya piyasadan dolar çekerek doların değerini yükseltmektir. Bu şekilde bir spekülasyon yapabilirsiniz. Ancak yinede bunu yapabilmeniz için belli bir güce sahip olmalısınız. Eğer bu şekilde tuzak kurup sonuca varamıyorsanız o zaman siz de çiftçi usulü ile parayı bir yere yatırıp beklersiniz.
Gıda da ise biliyorsunuz en bilineni patates oldu. Özellikle eski ürün ile yeni ürünün çıkacağı hasat mevsimi ne bir kaç ay kala yapılır. Eski ürünler satın alınıp depolarda tutulur. Fiyatlar yükselince yavaş yavaş istenilen fiyattan satılır. Bu bir nevi grev, iş yavaşlatma gibi düşünülebilir.
Hizmet sektöründe ise yer ve zaman önemlidir. Örneğin Bodrum, burada ki spekülasyon aranan ürün olma özelliği baz alınarak yapılır.
Bodrum gibi bir yer turistik bir mekan olmasından dolayı alıcılar tarafından fiyatların bir nebze yüksek olması normal karşılanır ancak bir lahmacunun 30 lira olması aşırıya kaçmaktır. Çok fazla lahmacuncunun olmaması, lahmacuncuların kendi aralarında yasa dışı olarak anlaşıp fiyat kartelini oluşturmaları sonucu Bodrum’un her yerinde lahmacunun fiyatı 30 lira yapılır. Canı çeken ise belki bir seferlik ama yinede Paraya kıyabilir.
Böyle durumlarla karşılaştığınızda para için pek bir şey yapamaya bilirsiniz. Çünkü parada çok büyük bir gücünüzün olması gerekebilir ve bu güce de merkez bankası sahip olabilir. Ancak diğer gıda ve hizmet ürünlerinde, size ürünün hak ettiği fiyattan daha fazla fiyat belirtilirse o ürünü almayın. Hiç kimse bir gıda ürününü yemedi diye veya bir hizmetten faydalanmadı diye ölmez. Tabi bu durum tıp ve ilaç sektöründe de çokça yaşanıyor. O konulara devletin müdahale etmesi gerekiyor. Tedavi için mecbur katlanacaksınız.
Her şey yine devlette bitiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir