Şirketlerin hainliği

Başlığı “şirketlerin hainliği” yapmamın sebebi son 3 haftadır insanların özellikle sosyal medya üzerinden şirketlerin yaptığı zam veya ürünlerdeki miktarlarını düşürerek kâr koruma çabalarına karşı açılan savaştır. Bazı şirketler daha ön plana çıktı, tabi bunun farklı sebepleri var. Örneğin Ülker şirketinin İsrail kökenli olduğu iddiaları, hatta Ülker’in kelime olarak İsrail anlamına geldiğinin söylenmesi ve ürünlerinin kullanılmamasının tembihlenmesi gibi bazı şirketler bu gibi sebeplerden dolayı hain ilan ediliyor. Ülker’in kökenini veya kelime anlamını bilmem umrumda da değil ve amacım Ülker’i korumak da değil.
Yazıda anlatmak istediğim şirketlerin neden zam yaptıkları, neden ürünlerinde miktarın azaltıldığı veya bir çoğunun dikkat etmediği neden kalitenin düşürüldüğü olacaktır. Ancak bu konulara girmeden önce duygusal düşünen insanlara şirketin ne olduğunu, kuruluş amacını, yaşayıp devamlılığını sağlaması için neye ihtiyacı olduğunu anlatmam gerekiyor.
Öncelikle şu bilinmeli şirket bir kuruluştur ve genel olarak 3 çeşit kuruluş vardır. Bunlardan biri devletin halka hizmet etmek için organize ettiği kuruluşlardır. Bunlar Bakanlıklar, devlet hastaneleri, sgk gibi kuruluşlardır. Bu kuruluşların gelir kaynağı halktan toplanan vergilerdir. Bu kuruluşların kâr elde etme amaçları yoktur. Yani olmamalıdır. Çünkü bu tür kuruluşların tek amacı vardır halkı memnun etmektir. Bu doğrultuda halkın tüm ihtiyaçları karşılanarak, yaşam standartlarını yükselmeye çalışırlar veya çalışmalıdırlar.
İkinci tip kuruluş ise sosyal hizmet kuruluşlarıdır. Bu tür kuruluşun gelir kaynağı ise bağışlar ve desteklerdir. En büyük ve tek amaçları ise halkın içinde yardıma muhtaç insanlara yardım etmek, ihtiyaçlarını gidermektir. Kesinlikle kâr amaçları yoktur veya olmamalıdır.
Bizi ilgilendiren kuruluş ise özel kuruluşlardır. İşte bu kuruluşlar şirketlerdir. Bu tip kuruluşlara devlet gelir sağlamaz, bağış ve desteklerle de bir şey elde etmezler. En büyük ve tek amaçları kâr elde etmektir. Çünkü yaşatmaları ve kendilerini devam ettirmeleri, yatırım yaparak daha fazla büyümeleri, istihdam sağlayıp işsizliği azaltmaları için kâr elde etmeleri gerekiyor. Aksi halde kısa sürede batar ve tarihe karışırlar. Bu böyledir. Hiç kimse bu durumdan dolayı şirketleri suçlayamaz. Suçlayacak kişilerin de kendi özel hayatlarına bakmaları gerekir. Siz sürekli kazandığınızdan fazlasını harcayarak hayatta kalabilir misiniz?
Şirketler zam meraklısı değillerdir. Çünkü zam demek satışların düşmesi, diğer şirketlerle rekabet gücünün azalması ve yok olmasına sebep olmaktır. Hatta bu sebeple bazı şirketler kendi aralarında fiyatları yükseltmeyeceklerine dair yasa dışı yollardan anlaşırlar bunlara da kartel tipi birleşme denir. Bir çök birleşme türü vardır ama konu bu olmadığından değinmeyeceğim.
Peki şirketler neden istemedikleri bu zammı veya üründe miktar düşürme ya da kalite düşürme işini yaparlar. Bu konuyu bağlantısı olan “asgari ücret para aldanmasıdır” yazımda da anlatmaya çalıştım. Bunun sebebi ülkemizde üretimde kullanılan hammaddenin, yarı işlemmiş (ara) malın dışarıdan gelmesi veya üretim yapılırken ve üretimi yapılan ürünün taşımasını yaparken kullandığımız enerjiyi hep dışarıdan almamızdır. Biz dışarıya bağımlı bir ekonomiye sahibiz. Öncelikle bunu kabul etmeliyiz. Kendi enerji kaynaklarımızı değerlendirip, üretimde kullanılan hammaddemizi kedimiz üretemiyoruz veya üretmiyoruz. Dışarıya bağımlı olduğumuz için ve uluslar arası piyasalarda yapılan işler de dolar ile yapıldığı için dolar da ki yükseliş bizi zor durumda bırakıyor. Dolardaki her bir kuruşluk artış dışarıya bağımlı olan firmaların maliyetlerini arttırıyor. Tabi tek sebep bu değil. Ancak bizi ilgilendiren kısım bu yoksa doğal afet sonucu kaybedilen hammadde de fiyatların artmasına sebep olur. Buna örnek ise Karadeniz’de yaşanan sel felaketi sonucu 50 ton olarak tahmin edilen miktardaki fındığın denize dökülmesi de fiyatları artırabilir. Sonuç olarak devlet destek vermediği sürece üreticiler kayıplarını geri kalan üründen karşılamak isteyeceklerdir.
Yukarıda şirketlerin zam yapmak istemediklerini söyledik ama her şirket kârını korumak veya daha fazla kâr elde etmek isteyebilir. Bu da gayet normaldir. Bu vatana hainlik değildir. Siz her gün daha fazla kazanmak istemez misiniz?
İşte şirketler maliyetleri yükseldiğinde kâr oranlarını korumak veya bunu fırsat olarak kullanıp arttırmak istediğinde doğrudan fiyatı yükseltmez. Bunun yerine gıda ürünlerinde müşterilerin pek dikkat etmediği miktar azaltmaya yönetime başvururlar. Gıda ürünleri dışındaki ürünlerde ise müşterilerin anlamasının zor olduğu veya anlayamadığı kalite düşürme yöntemini seçerler. En son yol olan fiyat arttırma yolunu seçerler ki bunu da en az düzeyde tutamaya çalışırlar. Hatta bununla övünürler ki bir çok yerde “şu an piyasada en az zammı yapan firma biziz” cümlesini duymuşsunuzdur. Gerçekten zammı en az düzeyde tutmak yetenek veya fedakarlık ister.
Eğer genel olarak ülkede elektrik, doğalgaz, akaryakıt gibi ürünlere zam gelmişse tükettiğiniz ürünlere bakın onlara da ya zam gelmiş, ya miktar azalmış veya kalite düşmüştür. Bu kaçınılmazdır. Devletin özel sektördeki firmalara teftiş için adam göndermesi belki spekülatörleri engellemek için ama bunu siyasi bir araç olarak kullanması hoş değil. İnsanların şirketleri gelen zam sebebiyle hain ilan edip taşlamayı bırakıp evlerine gelen faturalardaki vergi ve katkı paylarını önceki aylarla karşılaştırmalarını tavsiye ederim.
Bu gün bir şirket tüm hammaddelerini kendisi üretse bile üretim yaparken ve taşıma yaparken kullandığı enerji kaynağı dolar ile satın alıyor. Doların bu kadar uzun süredir yüksek olmasına rağmen zamların daha yeni gelmesi beni şaşırtsa da beklenen bir şeydi. Sadece neden bu kadar geciktiğini ve insanların neden bu kadar tepki verdiğine şaşırdım.
Şu bilinmeli ki şirketlerin toplumsal fayda görevi bulunmakla beraber en temel görevi üstte de belirttiğim gibi kâr elde etmektir. Fiyatların düşmesi için maliyetlerin düşmesi gerekiyor. Bazı kötü niyetli şirketler bunu kendilerince fırsata çevirip yüksek kâr elde etmek isteyebilir. Bu gibi durumlarda fiyatı aşırı yükselen, miktarı fazla azalan yada kalitesi fazla düşen ürünü almayın. Ancak bu fiyat artışı, miktarda azalma veya kalitede düşüş sadece bu gün yapılan, ortaya çıkan bir durum değil. Bu sadece yabancı yada sadece İsrail kökenli firmalara özel bir şey de değil. Siz bile bir işletmeye, şirkete sahipseniz bir süre sonra artan maliyetleri mecbur fiyat artışı olarak müşteriye yansıtmak zorunda kalacaksınız. Bu sizi vatan hainimi yapar?
Tabi ki de bunu gerektiği gibi yapmak gerekiyor. Kötüye kullanmamak lazım. Eğer kötüye kullanarak müşterileri sömürme yolunu seçerseniz işte o zaman varan haini olursunuz. Yoksa işini adam gibi ölçülü yapan her şirketin yaşama hakkı vardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir