Şiddet de ayrıma gitmeyin

Kadına şiddet gezi olaylarından sonra sıkça gündeme gelmesine rağmen aslında kökeni çok eskilere belki de binlerce yıl öncesine ait bir problemdir. Bu yazıda bu işin tarihçesini veya kendine feminist diyenlerin aslında ilk ve gerçek feministlerle alakası olmadığından bahsetmeyeceğim. Feminizmin ne olduğunu bilmek isteyenler İngiltere’de meydana gelen sanayi devrimi ve sonrasında işçilik haklarını elde etmek için mücadele edip hayatlarını kaybeden kadınları araştırabilirler.

Ancak kadına şiddet konusu gezi olaylarından sonra şiddetini daha fazla arttırarak bir kesim ve insan tarafından çözümü için destek görmüştür. Aslında ben buna karşıyım. Yani bir çok alanda şiddetin kol gezdiği ülkemizde diğer her şeye ve herkese yapılan şiddetin unutulması sadece kadına yönelik şiddetin ön plana çıkarılması bana göre doğru değil. Gezi olaylarından sonra medyada bu kadar kadına şiddet haberlerinin ortaya çıkması, bazı kendine yazar diyenlerin bu konu hakkında düzenli olarak yazı yazmaları, erkeklere karşı bir nevi savaş verilmesi gerektiğinin söylenmesi, kızına “memlerini güle güle kullan” diyerek kadınlığın memelerden ibaret (cinsiyetçi) olduğu mesajını veren insanların türemesi, sözde kadın haklarını savunduğunu iddia eden femen örgütü üyelerinin cami yanında göğüslerini açmaları, diyanete kadınları kullanarak internet üzerinden bazı saldırıların yapılması pek de doğal bir olaymış gibi görünmüyor. Tamam kadına şiddete karşıyız ancak bu olayın arkasında Banu Avar’ın dediği gibi gezi olaylarının da arkasında ki gibi bir çok ülkede turuncu devrim gibi olayların örgütleyicisi Amerika’nın kurduğu örgüt OTPOR örgütü vardır. Banu Avar’a göre son yıllarda bu kadar kadına şiddete yönelik haberlerin aslında kadınların içinde erkeklere karşı nefret duygularının birikmesine ve bir süre sonra kadınların erkelere karşı evlerinde savaş açmasına sebep olacaktır. Aile içinde çatışmalar artacaktır. Nasıl mı ? Aile içinde eşini başka bazı şiddet uygulayan erkekler yüzünden bir rakip olarak görecek ve ezilmişlik psikolojisine kapılarak eşiyle çatışmaya girecektir. Bu çatışmalar zamanla artacak ve önce psikolojik şiddete sonrasında ise fiziksel şiddete dönecektir. Bu şiddetin sonu ise ya ölüm yada boşanma olacaktır. Yani böylelikle aile yapısı (müessesesi) bozulacaktır.

O nedenle bu gün kadına şiddete değil, şiddete karşı durmamız gerekiyor ve herkesi aynı kefeye koyarak bir kaç insan yüzünden tüm aynı grup veya cinsiyeti yargılamak yerine adaletin sağlanarak sadece çürük yumurtaların ayrıştırılması gerekir ve kamuoyuna da da bu yönde mesajlar verilmelidir. Bu bizim sosyal görevimizdir. Tabi ki de devletin de kısa ve uzun dönemde genel olarak, her alanda ortaya çıkan şiddete karşı önlem alması gerekir. Bu ülkede sadece kadınlara değil, çocuklara, yaşlılara, sporculara, doktorlara hatta kadınalar tarafından erkeklere bile şiddet uygulanıyor. Onu geçin erkekler kendi içinde zayıf olanlara da şiddet uyguluyor. Bu konuda devletin kısa vadede kanunları şiddete maruz kalacak herkesi koruyacak şekilde düzenlemesi ve kendindeki güçle istediği herkese her şeyi yapma hakkı olduğunu düşünen insanları dizginleyip zayıfları koruyacak yeni, sert kanunlar oluşturması gerekiyor. Ancak her şeyi kanunlarla başaramazsınız. O nedenle kısa dönemde devletin topluma rol model olacak her kesimden insanı toplayıp şiddete karşı açıklama yaptırması, konuşturması, medyaya çıkararak insanlara göstermesi gerekiyor. Saçma sapan mafyavari dizilerin ortadan kaldırılması ve medyadan şiddete karşı bazı alt mesaj veren yayınlar yapması veya yayınlarında alt mesajla araçlarını kullanmaları gerekmektedir. Uzun vade de ise tek çare eğitimdir. Her insanın bir annesi olduğunu ve ilk öğretmenin anne olduğunu düşünürsek devletin önce anneye sonra babaya alanlarında uzman kişiler tarafından aile ve çocuk gelişimi hakkında eğitim vermesi gerekiyor. Bir toplumdaki şiddeti ortadan kalıcı olarak kaldırmanın tek yolu eğitimdir. Öncelik kadın olmak üzere babalara da sağlam ve gerçek bir eğitim verilmelidir. Evlenecek olan herkese bu eğitimi alma zorunluluğu getirilmelidir. Bu işin başka yolu yok. Gelişen ve değişen dünyada anne ve babanın çocuk eğitimden bir haber oldukları görülmektedir. Bir toplumu her alanda, her anlamda eğitmek için kadınlardan başlanması gerekmektedir. Yoksa ne bu şiddet olaylarının bir sonu gelir nede başka saçma sapan şeylerin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir