Likidite krizinde inşaat

Likidite krizinde inşaat sektörünün ne olacağı konusundan önce likiditenin ne olduğu, krize gitmemizin sebepleri nelerdir onlara değinmemiz gerekiyor. Öncelikle likidite denilen şey kısaca harcana bilir nakit para veya nakit paraya dönüştürülmesi kolay olan değerli kağıtlardır. Gayri menkul, menkul kıymet veya döviz gibi şeylerdir. Likidite krizi ise son bir senedir gündeme sadece Amerika’ya bağlanan sebeplerden değil 2009 dan beri ülke ekonomimizin kötüye gitmesinden kaynaklanıyor. Tabi herkes buna inanmak istemiyor olabilir. Suçu Amerika’ya veya başka dış mihrak denilenlere atmak kolaydır ancak keşke durum bu kadar basit olsaydı. Bu gün Amerika veya başka etkenlerin ekonomi üzerinde bir gücü olduğu ve kötü bir şekilde etkiledikleri doğrudur ama şu da bilinmeli ki eğer dışarıdan bir etki size zarar veriyorsa bu içeride bir sorunun olduğu anlamına geliyor. Amerika bilerek doları yükseltiyor olabilir, dış mihraklar spekülasyon da yapıyor olabilir ama bu zayıf ve içi boş bir ekonomimizin olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Amerika ve diğerleri bizimle güçlü olduğumuz için değil zayıf olduğumuz için uğraşıyorlar. Bakın Çin’e kimin sözü geçiyor!? Amerika arada sesini yükseltmeye çalıştığında Çin ekonomi bakanı çıkıp “elimizde 1 trilyondan fazla dolar rezervimiz var hepsini piyasaya süreriz sesini kes” diyor. Amerika sesini kesiyor. Durum bundan ibaret tabi Çin’in şuanki duruma gelmesi de bağırıp çağırarak değil elinde çanta ile gezen kibar insanların ortaklık teklifleriyle oldu. 

Bizde ki likidite krizinin beklenmesi ise dış yatırıma muhtaç, cari açığı ve yüksek borçlarımızın olmasından kaynaklanıyor. Çünkü herkesin söylediği, bu gün liselilerin bile “üretmiyoruz abi” diyerek konuştuğu gerizekalı YouTube’ların alay ettiği sözde eleştiri yaptıkları üretim konusudur. Aslında biz üretmiyor değiliz ama başkalarının ürünlerini üretiyoruz. İhracat artıyor ama ithalat daha fazla artıyor. Tabi bunda en büyük suç devletin olmasıyla beraber halkın da suçu az değil. Bu konular gerekirse yine konuşulur.
Ancak bu güne kadar neden bir kriz konuşulmadı da şimdi merkez bankası bunu kabul ederek bankaların likidite sorununa çözüm olarak, bankaların merkez bankasından aldıkları borç limitini ikiye katladı. Çünkü dolar bu günkü kadar yüksek değildi. Devlet cari açıktan meydana gelen iç piyasada azalan likiditeyi dışarıdan borçlanıp bankalara, bankalar da inşaat firmalarına vererek kapatıyordu. Ancak dolar o kadar yükseldiki devlet veya merkez bankası bu açığı kapatmak için daha fazla borçlanma yoluna gidemedi çünkü borç verenler bizim aksimize verdikleri borçları geri alamayacaklarını düşünmeye başladı.
İnşaat sektörü iç piyasada parayı çevirmek için iyi olsada ithalat ile alınan borçlar bir süre sonra eriyor ve kısır döngüye giriliyordu. Çünkü inşaat bile bina yapımında kullandığı temel iki maddenden biri olan demiri dışarıdan alıyor. Ülkede çok az hurda var ki bu hurda da Çin’e gönderiliyor, biraz da maden olarak demir çıkarılıyor. Karabük’te işlenen Demir bile dışarıdan geliyor. Yani dış borçlanmayla elde edilen gelir banka ve inşaat ile iç piyasaya sürülürken bile dışarı kaçıyor. Bu sizin sürekli kanadığınız, hatta ürettiğiniz kandan fazlasını kaybettiğiniz anlamına geliyor. Peki sürekli kan kaybı sonrasında ne olur?
Bakmayın doların yükselmesi siyasi sebeplerden kaynaklanıyor. Bir süredir de belli bir seyirde devam etmesi hızla yükselmiyor olması Amerika’nın ve diğerlerinin belki de “bu sizin için son fırsat istersek daha da yükseltiriz, dediğimizi yapın” demesi olabilir. Çünkü ekonomistler hatta uluslar arası ilişkiler uzmanları ve stratejistlere göre dolar 7 lirayı geçecek. En azından herkesin gördüğü ve beklediği bu, bizim dışımızda…

Beklenen likidite krizinin ortaya çıkması durumunda insanlar bankalardan aldıkları kredileri geri ödeyemeyecek, bu da bankaların likidite sıkıntısı çekmesine sebep olacak ki merkez bankası bunu gördü ve borç limitini ikiye katladı. İnşaat firmaları yükselen maliyet sebebiyle inşaa ettikleri yapıların fiyatını yükseltiyor. Ancak halk bir süre sonra yapıları satın alamayacak ve bir yılda sayısını ikiye katlayan müteahhitler bir süre sonra “zararın neresinden dönsek kâr” diyerek ellerindekilerini zarara da olsa satmaya başlayacaktır. Aslında burada öz sermayesi sağlam firmalar için bir fırsat var. Bu kriz büyük topların orta çağ Avrupa’sında ki derebeyleri yok edip büyük devletlerin doğmasına neden olduğu gibi ülkemizde de parçalanmış arsaların, binaların bir firma tarafından alınmasına ve büyük firmaların doğmasına sebep olabilir. Tabi krizi atlatırsak ki kriz birine köle olmadan atlatılabilecek gibi görünmüyor.
İnşallah devlet olarak her bireyimize kadar gerekli önemleri alır da krizi hiç bir şekilde yaşamayız. Aksi halde bu krizin iç savaşa sebep olabileceğini söyleyenlerin sayısı hiç de az değil. Reel piyasalar 2008 de Amerika’ya acımadı ve küresel kriz çıktı. Amerika’ya acımayan bize hiç acımaz. Gerekeni yapmak zorundayız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir