Dolar neden yükseliyor?


“Dolar neden yükseliyor” sorusunu “dış mihraklar, Amerika’nın oyunu, yahudi lobisi” gibi cevaplar vererek kısa kesebilirsiniz. Ancak şu bilinmelidir ki her ülke kendinden başkası için bir dış mihraktır. Amerika’nın veya başkasının bizimle uğraşması ise güçlü olduğumuzdan değil zayıf olduğumuzdandır. Çünkü hiç kimse güçlü olan ile uğraşmak istemez. Uğraşan ülkelere de diyebileceğimiz bir şey yoktur. Bunun sebebi her ülkenin kendi çıkarını düşünmesi gayet doğal ve çok normaldir.
Zayıf olma meselesine gelirsek bu kabul etmemiz ve yüzlememiş gereken bir gerçektir.
Ekonomik olarak güçlü bir ülke değiliz. Geçmişe dönüp, cumhuriyetin kuruluşundan bu güne kadar baktığınızda sürekli dalgalı bir grafiğe sahibiz. Zamanın içinde bulunan etkenler, büyük buhran, 2002 ve 2008 krizleri gibi küresel krizler de ülkemiz ekonomisi üzerinde etkili olmuştur. Ülke olarak biz marshall planına kadar hep korumacı – devletçi ekonomi ile iç kaynakları kullanarak ve dış sermayeyi denetleyerek sınırlı şekilde kabul etme yolu ile başarı elde etmeye çalıştık ama sonrasında hep dış sermayeye mecbur hale geldik. Şu an içinde bulunduğumuz durumda ekonomimizin büyümesi için dış sermaye yatırımına ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü kendi öz kaynaklarımız yatırım yaparak büyümemiz için yeterli değil. Dünya ekonomisinin dolar üzerinden gittiğini bildiğimize göre bizim de üretim için yatırıma ve yatırım için kaynağa ihtiyacımız var. Kaynağımız olmadığı için bu yatırımları dışarıdan gelen sermaye sahiplerinin yapmasını istiyoruz veya dolarlarını bankalarımıza yatırımlarını bekliyoruz. Yabancılar dolarlarını bankalarımıza yatırdıklarında, bankalar bu paraları merkez bankasına götürerek karşılığında Türk lirası alarak yerli yatırımcılara kredi olarak veriyor ve yapılan yatırımlarla üretime dayalı ekonomik canlanma gerçekleşiyor. Olayın basitçe anlatımı bu şekildedir.
Burada önemli olan bir husus ise yabancılar paralarını yani sermayelerini neden bizim ülkemize yatırsınlar?
Öncelikle şunu bilmemiz gerekiyor ki sermaye sahipleri son derece gerçekçi ve mantığa göre hareket ederler. Gerekirse kendi ülkelerini dahi batırmaktan çekinmeyen genelde şahsi çıkarlarını herşeyden üstün tutan insanlardır. Bu insanlar bir yere yatırım yapacakları zaman çeşitli araştırma, istatistik hazırlar gerekirse istihbarat birimleriyle çalışır, rüşvet verir öyle yaparlar. Ve burada belirtmek istiyorum ki ekonomi alanında çok ciddi istihbarat savaşları gidiyor. Bir yatırımcı yatırdığı sermayeyi 5 sene içinde geri alırsa bu çok iyidir. Eğer 10 sene içerisinde alırsa bu iyidir ama 15 sene içinde geri alırsa bu risklidir.
Şu durumda herkesin kendini bir yatırımcı olarak düşünmesi gerekiyor. Siz bir yere yatırım yapacak olursanız neye dikkat eder, ne istersiniz. Bir yatırımcı her zaman parasını en kısa sürede fazlasıyla geri almak ister. Bunun içinde ilk talebi güvenliktir ve arkasından istikrar gelir. Hangi ülkenin güvenli ve istikrarlı olduğunu öğrenmek için de genel de uluslar arası derecelendirme kuruluşlarının raporlarına bakarlar. Eğer ülkemiz güvenli ve istikrarlı değilse hiç kimse gelip yatırım yapmak yada parasını bankalarımıza koymak istemez. En fazla spekülatörler gelir ve ülkemizdeki dengesizliklerle oynayarak kısa zamanda vurgun yapmaya çalışırlar. Ülkemizde güvenlik açığı ortaya çıktığında, ekonomimiz istikrarlı değilde sürekli spekülatif hareketlere açık dengesiz halde olursa yatırımcılar buraya gelip yatırım yapmaz, paralarını bankalarımıza koymazlar. Eğer böyle bir şey olursa üretim olmaz, merkez bankası rezervinde bulunan dolar karşılığında Türk lirası basıp piyasaya veremez ve yine yatırım olmayacağı için üretim olmaz. Üretim olmayınca da ne olacağını biliyoruz.
Örneğin güvenlik ve istikrar ile ilgili 1998 Rusya ve bazı Asya ülkelerinde meydana gelen krize bakabilirsiniz. Bu kriz esnasında Rusya ve o Asya ülkelerinden çıkan para daha güvenli ve gelişmiş ülkelere doğru aktı. Hatta öyle ki bu krizin bizim ülkemizi de vuracağını düşünen bir çok insan parasını bankalarımızdan çekerek gelişmiş güvenli ekonomi sahibi ülkelere aktardı. Şuan ki durumda Rusya örneğine benziyor. Yatırımcılar şuan temeli politik sebeplerden dolayı ülkemizi güvenli bulmuyor ve paralarını ülkemizden çekip daha güvenli ve istikrarlı ülkelere aktarıyor. Ülkemizden çekilen dolar kıtlığa sebep oluyor ve bir ürünün kıtlığı onun fiyatını arttırır. Üstünde bir de ithalata dayalı üretim yapıyoruz ki ithal ettiğimiz ürünleri de dolar ile alıyoruz. Bu da bir çok firmanın dolar bularak stok yapmak isteyerek piyasadan çekim yapması sebebiyle de bir değer artışı yaşanıyor.  Firmalarda haklı olarak güvenin olmadığı ülkede meydana gelen fiyat dalgalanmalarından korunmayan çalışıyor.

Uzun lafın kısası ülke olarak dış sermayeye ihtiyacımız var. Dış sermaye ise güvenlik ve istikrar istiyor. Bunları sağlamadığımız zaman ancak etrafa boş boş bağırırız ve her bağırışımızda kan kaybederiz. Yatırımcı sakin suları sever. Fırtına içine dalıp risk almayı değil. Gerekirse kendini güvenli limana çeker bekler. Fırtınada hayatta kalmayı bile bir kazanç olarak görür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir