Dolar bizim için neden önemli

Dolar bizim için neden önemli sorusunun cevabı içini birinci dünya savaşı ve sonrasına bakmamız gerekiyor. Dünya savaşı sonrasında Amerika savaşın yıkımlarını ortadan kaldırmak için Japonya ve Almanya’nın kapitalizm tarafında kalan kısmı başta olmak üzere bir çok ülkeye ekonomik yardım paket adıyla dolar gönderdi. O sıralarda bizim de durumumuz iyi olmadığından, yeni kurulan NATO ya katılarak Amerika’yı Sovyetler’e karşı korumak için kalkan görevi üstlenmemiz ve topraklarımızı Amerika üstlerine açtığımız için bize de ekonomik yardım paketi altında dolar cinsinden borç verildi. Tabi Japonya bu yatırımı eğitim ve teknolojik genişleme, Almanya ise ağır üretim sanayisine yatırarak bu parayı fazlasıyla geri ödemeyi başardı ama biz ülke olarak bu paraların bir kısmını dışarıdan gelen makine parçalarını birleştirmek için alt yapı kurulmasına bir kısmınıda yolsuzluklara harcayarak Amerika’nın Kalkan’ı olmanın yanında Avrupa’nın da bizi işçi gücü olarak sömürüp amelesi olarak kalmayı kabul ettik. Durum böyle olunca borcumuzu ödeyemedik ve borç dolar cinsinden artmaya devam etti. Amerika zamanla Dünya bankası ve İmf yi kurarak bir çok ülkeye borç verdi ve ülkeleri ekonomik açıdan kendine bağımlı yaptı. Ülkeler de borçlarını ödemek için alışverişlerini dolarla yapmaya başladılar. Bu yüzdende dolar dünya ekonomisinde hakim para olarak yerini almış oldu. Avrupa birliği buna karşılık olarak kuruldu ve Euro üretti ama dolar kadar yayılamadığı için ikinci planda kaldı. Bizim dolarak bağımlılığımızın ilk sebebi sahip olduğumuz borçların %90 oranında dolar ve euro olmasından kaynaklanıyor. Adamlar tahsili TL cinsinden değil dolar veya euro cinsinden istiyor. Bu yüzden de bizim şu an için merkezinde dolar olmayan bir ekonomik yapılanmaya katılma gibi bir seçeneğimiz yok. Türkiye’nin hali hazırda özel sektörünün 200 milyardan fazla, kamu sektörünün Yani devletin ise 400 milyardan fazla borcu var. Bu borçlar dolar cinsindendir. Bu rakamlar özelleştirilen devlet kurumlarının geliriyle ödenen borçlardan sonra geriye kalan rakamlar. Dolara bağımlı olmamızın diğer bir sebebi ise kendi kendine yetebilen bir ülke değiliz. Biz ihracatı bile ithalata bağımlı olan bir ülkeyiz. Siyasiler her çıktıklarında ihracatın artığını söyleyebilirler ama ithalatın arttığını ise muhalefet söyler. Ne yazık ki montaj sanayisine sahip olmamız ve ithalatı azaltarak değil, artırarak ihracat yapmamız sebebiyle sürekli döviz kaybediyoruz. Bunun yanı sıra ülke içinde üretimin azalması ve bir çok şeyi dışarıdan ithal etmemiz de dolar cinsinden döviz kaybetmemize neden oluyor. Bu gün ülkemiz ekonomisi için lokomotif görevi yaptığı söylesene inşaat sektöründe kullanılan demir, çeliğinin çok az bir kısmı hurdadan, geri kalan kısmı ise ithalat yapılarak karşılanıyor. Teknoloji, bilişim, ziraat, kimya, enerji hemen hemen her alanda dışarıdan ithalat yapıyoruz. Dış ticaret ile ithalat ihracat şirketlerimiz ihracattan çok ithalat yapıyor. Sadece ilaç ile deterjan ürü kimya ürünleri, bazı süt ve süt ürünleri, tohum ve bilgi teknolojisi İsrail’den ithal ediliyor. Siyasilerin Kudüs konusunda meydanlarda tehditler savurdukları ülkeyle arka planda sürekli ticaret anlaşmaları yapıyor. Avrupa’yı veya Amerika’yı unutun. Bir şehirimizin büyüklüğüne sahip ülke kadar bile olamayarak yediğimiz meyve sebzenin tohumlarını bile üretmekten aciz bir ülkeyiz. Böyle bir ülkenin kendi başına istediği gibi bir kararı alması ve uygulaması mümkün değildir. Bir ülkenin güçlü olması için önce güçlü bir ordusu ve o orduyu besleyecek güçlü bir ekonomisi olması lazım. Başkalarının silahlarıyla ancak başkalarının paralar askeri oluruz. Ne zaman ki dışarıya bağımlı bir ülke olmaktan kurtuluruz ve kendimize yetebiliriz işte o zaman dolara veya başka yabancı paraya bağımlılıktan kurtulmuş oluruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir