Diyanet ve İslam

Diyanet ve İslam konusuna değinirken her şeyin temeline inmek gerekiyor. Diyanet neden ve nasıl kurulduğunu bilmemekle beraber bu gün görevlerinin de sadece benim tarafımdan değil ülkemizin insanları tarafından da tam olarak bilindiğini sanmıyorum. Hakkında farklı düşünce kesimlerince farklı iddialar olsa da devlete bağlı tek resmi din ile ilgilenmesi beklenen resmi kurumudur. Diyanetin görevlerini anayasadaki yerini bilmesek de genel kanaat İslam dinini insanlara öğretmek olarak biliyoruz. Ancak bu öğretme konusunda ne kadar başarılı olduğu tartışma konusudur. Ülkemizde çok fazla tarikat ve cemaatlerin gölgesinde kaldığı da ayrı bir gerçektir. Tabi yinede devletin resmi bir kurumu olması nedeniyle insanların güvendiği bir otorite olarak yerini koruyor. Ancak diyanet kurumunun ülke insanına sayılar, isimler, yerleri ezberletmekten başka bir faydası dokunmamıştır. Sadece sayıların, isimlerin, yerlerin bilindiği bir inancı insanların nasıl anlamasını bekleniyor? Camilerin boş olduğu, gelenlerin de saf tutmayı dahi bilmeyen, çocukları kovalayan, dedikoducu, hatta namaz kılmayı bilmeyen yaşlı insanlardan oluşması diyanetin başarısının bir göstergesidir. Çocukların küçük yaşta camilerden kovulmasının önüne geçemeyen diyanet kurumu ilerki yaşlarda insanları camiye çekebileceğinimi zannediyor? Böyle ezberci, kaynağı belli olmayan hikayelerin anlatıldığı, Kuran’ın sadece ezberletildiği bir sistemle neyi amaçlıyor? Açıkçası bu soruların cevabını bende çok merak ediyorum.

Ülkemizdeki insanların İslam inancı ise gelenekten gelen bir inançtır ve genel olarak babadan, anadan öğrenilir, İslamda bile bir çok noktaya ters düşen hikayelerle desteklenir. Bu gün namaz kılmanın sanki ayrıcalık gibi düşünülmesi, örtündüğünü düşünen kızların kafalarını boğmaktan öteye gidememeleri, namaz kılanların dindar diğerlerinin içinin temiz olduğu düşüncesi, namazın sadece haftada bir veya yılda iki kere farz olduğunun sanılması Diyanetin ülkedeki başarısını gösteren başka etmenler arasında yer almaktadır.

Görünürde Diyanet ama perde arkasında şahsi çıkarlarından başka bir şey düşünmeyen tarikatların, cemaatlerin, vakıfların din konusunda hakim olan hiç bir ülke İslam da önderlik görevini üstlenemez.

Diyanetin eğitim başlığı altında sadece sayı, isim ve yerleri ezberletmekten öteye halkı İslam dini konusunda en iyi şekilde eğitmek gibi bir görevi vardır. Diyanet verebileceği sağlam bir eğitim ile bu gün ülke genelinde suç oranını düşürebilir, ayrılıkların ile çatışmaların önüne geçebilir, istismar ile her türlü taciz olaylarını engelleyip şiddetin önüne geçebilir. Bu da düzgün temiz ve sağlam bir İslam eğitimi ile olabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir