Asgari ücrete yapılan zam para aldanmasıdır

İsterseniz öncelikle para aldanmasının ne olduğunu anlatalım. İktisatçı arkadaşlar bilir belki de sınavda çıkmaz diye sallayıp geçmiş de olabilirler. İnternete girip Google amcaya sorarsanız o size reel, nominal, enflasyon gibi şeyler söyleyecektir. Baktığınızda genel olarak hiç kimse tam olarak ne olduğunu açıklayamayacaktır. Çünkü geneli akademik tanımını ezberlemiş ve internete de öyle yazmıştır. Para aldanması dediğimiz şey bir yerden aldığınız zam ile cebinize giren fazladan parayla alım gücünüzün artması ancak daha sonra yapılan zamma göre orantılı yapılan fiyat artışları sonucu alım gücünüzün zam almadan daha önceki haline dönmesidir. ( Anlamadın) Tamam şöyle anlatalım. Sen ayda 10 lira maaş alıyorsun diyelim ve ekmek de 1 lira olsun, bu durumda sen bu maaşla ayda 10 tane ekmek alabiliyorsun. Sonra maaşına 10 lira daha zam yapılıyor ve maaşın 20 lira oluyor. Yani bu da 20 tane ekmek alabileceğin anlamına geliyor. Sen alım gücünün arttığını düşünerek nasıl olsa ekmek alacak param var diyerek sonradan gelen 10 lirayı başka ihtiyaçların yada ihtiyaç sandığın şeylere harcamayı planlarken ekmeğe de 1 lira zam geliyor ve fiyatı 2 oluyor. Şimdi 20 lira maaşla ayda kaç ekmek alabilirsin? Para aldanması tam olarak budur. Merak etmeyin bunun asgari ücretle ne alakası olduğu kısmına girdiğimde daha iyi anlayacaksınız. Belki bilmiyorsunuz ama ekonomide her şeyin, hatta boş zamanın bile bir maliyeti vardır. Kâr amacı güden işletmeler tüm maliyetleri hesaplar ve programlarını buna göre yaparlar. Kâr amacı gütmeyen sosyal yardım kuruluşları ve sözde devlet dışında ki kurumlar hep maliyet hesabı yaparlar. Çünkü bunların temel amacı kâr etmek ve kârı sürekli arttırmaktır aksi taktirde hayatta kalamaz batarlar. Bu yüzden maliyet kalemleri içerisinde üretim kategorisinde bulunan insan(emek-iş gücü) da bir maliyettir. Evet, acı belki ama gerçek, siz de çalıştığınız kurum için bir maliyetten ibaretsiniz ve maliyetinizi karşılamanız yetmez kâra geçmeniz beklenir. Yani günlük 10 lira alıyorsanız en az 11 liralık iş yapmanız lazım yoksa hiç kimse gözünüzün yaşına bakmaz. “Ben şu kadar sene çalıştım, bu kadar sene iş yaptım” falan hikayedir. Aslına bakarsanız günlük 10 liraya çalışıp 11 liralık iş yapıyorsak bile bu da hiç bir zaman hak ettiğimiz değerin karşılığını alamayacağımız anlamına da gelebilir. Her neyse sonuç olarak bir maliyet olduğumuzu düşünürsek burada ki asgari ücret de bizim maliyetlerimizden biridir. Bunun dışında sigorta ve devletin her işçi başına aldığı vergi de bir maliyettir. Bunun dışında işletmelerin diğer maliyetleri sektörel olarak ufak değişiklikler gösterse de genelde aynıdır. Buraya kadar olan kısmı anladıysak asgari ücrete yapılan zammın neden para aldanması olduğu konusuna gelelim.

Düşününki kâr amacıyla kurulmuş bir işletme günlük diğer maliyetleri hariç çalışanına 10 lira veriyor. Bu işletmenin işçi başına günlük maliyeti 5 kârı da 5 olsun. Sonra devlet geliyor diyor ki ben asgari ücrete zam yaptım. Yalnız burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var asgari ücret işçilerin alacağı ücrettir, devlet memurlara asgari ücret vermez onların ki daha farklı ama merak etmeyin oraya da geleceğim. İşletmemize dönersek tabi asgari ücretin ne kadar artığına bakar ve maliyet hesabını ona göre yeniden yapar. Eğer asgari ücrete işçi başına günlüğü 2 lira olacak şekilde zam yapılmışsa bu işletmenin maliyetini arttırır ve kârını düşürür. İşletme belki bir süre buna katlanabilir ama bir süre sonra yeniden eski kâr oranını yakalamak veya geçmek isteyecektir. Bunun bir kaç yolu var. İşletme sattığı ürünün ya kalitesini düşürecek, ya miktarını azaltacak yada ücretini arttıracak, sigortasız veya kaçak işçi çalıştıracak veya farklı maliyet kalemlerinde maliyetleri indirmek için saçma sapan şeyler yapacak… Biz bunların üç tanesine bakacağız. Ücret arttırma olayı pek tavsiye edilmez bu müşterilerin ürünü terk etmesine sebep olabilir ama yinede yapılmayacak diye bir şey yoktur. Kalite düşürme olayı müşteri tarafından pek anlaşılmadığı için genelde yiyecek ürünleri dışındaki ürünlerde uygulanabilir. Miktar azaltma olayı ise genelde yiyecek ürünlerinde uygulanan bir yöntemdir. Zaten hangimiz aldığımız ürünün üzerinde yazan miktarına bakıyoruz ki? Yani eğer asgari ücret arttığı halde pazara çıktığınızda bir ürünün fiyatı artmamışsa ya kalitesi düşmüştür yada miktarı azalmıştır. Siz asgari ücrete gelen zamla daha fazla veya daha iyi şeyler almayı düşünürken aslında yerinizde sayıyorsunuz, sayıyoruz. Tabi bunu bir de devlet ve memur tarafı var. Memur-sen asgari ücrete yapılan zammı duyunca devletin kapısını çalar ve memurlara asgari ücretten daha fazla hatta iki katı kadar zam yapılmasını ister. Bu zammı alamayacağını bilir ama pazarlık yapılacağını bildiğinden fiyatı yüksek tutmaya çalışır. Sonrasında devletle yapılan pazarlıklar sonucunda memurlara asgari ücretten daha fazla olacak şekilde zam yapar ama bunu duyan maliye dururumu!? Hemen elinde devlet bütçesi ve maliyet raporlarıyla başkanın kapısını çalar. Memurlara verilecek ücret artışı sebebiyle devlet kasasından fazladan çıkacak parayı anlatır. Başkan da beklenilen soruyu sorar. “Ne yapalım?” Maliye başkanına üretimi arttırayım, yerli üretimi özendirelim, yatırım yapalım ve pazar fiyatlarını düşürelim falan demez. “Zam yapalım,” der. En kolayı ve basiti budur. Sonra arkasından “nelere zam yapacağız” sorusu gelir. İşte burada maliye dosyaları açar. Elektrik, su, doğalgaz, TRT katkı payı, kanalizasyon gideri, bakım onarım, ötv, vb. Harf tablosunda bir araya gelecek tüm harf kombinasyonlarında üretilmiş vergileri sıralar, gerekirse yeni vergiler bulur (gazoz vergisi) ve memurlara verilen o zammın maliyede sebep olduğu açık kapatılır. Yani memurların cebine giren para sadece memurlardan değil yapılan zamlarla herkesten alınır.

Burada tek çözüm var. Üretimi arttıracak veya artmasını sağlayacak politikalar üretmektir. Ancak bu politikalar uzun vade de (biraz iktisatçı gibi konuşayım bari havamız olsun) ülkeyi refaha kavuşturur ama biz ileriye dönük plan yapan veya yaptığı planlara sadık kalan bir millet değiliz. Güvenli alanımızı çok terk etmek istemeyen ve tamamen bildiğimiz işi yapmaya yönelik günü kurtarma amacıyla iş yapan bir milletiz. Ve geçmişi unuttuğumuz için de ders alamıyor, aynı hataları yapmaya devam ediyoruz. Yani düşünün et-balık kurumunun başında bulunan kişi artan et fiyatlarına karşılık ürettiği çözüm meraları ıslah etmek, yeni üreticiler bulmak ve yetiştirmek için çeşitli yatırım ve eğitim vermek, hayvanların verimini arttırmaya yönelik ıslah çalışmaları, çiftçilerin maliyetini düşürmek yerine özel marketlerde et-balık kurumuna ait reyon açmak oldu.

Devletin yerli üretimi arttıracak yatırımları yapması, ihracatı artırıp, ithalatı azaltması lazım, yerli üretime geçmesi kendi kendine yetecek bir ülke haline gelmemiz için çalışması lazım. Pazar fiyatları düşürmeye yönelik hammaddeyi artırıcı politikalar üretmesi lazım. Asgari ücrete bakmayın istediğiniz kadar arttırabilirsiniz. Ancak unutulmamalıdır ki asgari ücret ne kadar artarsa pazarda ve evlerimize gelen faturalar da o oranda artacaktır. Herkesin devletin bu aldatıcı politikadan vazgeçmesini istemesi ve gerçek çözümler üretmesini istemeye hakkı var. Asgari ücrete zammı değil Pazar’ın fiyatını düşürmeye yönelik çözümler üretmesini isteyin.

Biraz uzun oldu belki ama aslında konu bundan çok daha uzun. Bu sadece buz dağının görünen yüzünün sudaki yansımasıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir